birlikte en cok film izledigim adama*
kim konusmus: missipisi
soguk ankara aksamlari geliyor aklima gunlerdir. ortada bulustugumuz ve el ele film almak icin yurudugumuz. yolda hep konustugumuzu hatirliyorum. 6 film alacaksak, 3unu senin 3unu benim secmem gerektigiyle ilgili, arada tartistigimizi belki de. “of hep senin istedigin filmleri aldik” gibilerinden. 4 yilin muhasebesini yaptigimda kafamda -ki biliyorsun, her seyin muhasebesini yaparim kafamda- benim “of hep senin istedigini yapiyoruz” triplerimle senin “bana asik degilsin sen” triplerin carpisip duruyorlar. bu kadar cok olmalarina guluyorum. evet, bir seyler bittikten sonra gulmek daha kolay oluyor.
neyse.. konumuz bu degil simdi. soguk ankara aksamlari diyordum. ve filmler.
hayatimin en guzel donemlerini sorsan, o soguk ankara aksamlari diyebilirim. yillarca gidip geldigimiz, senin gidip benim gelemediklerim bile cok guzeldi inan. orda kocaman ve gipgri bir sehir vardi, ve biz o sehirin icinde, gordugumuz en guzel evde o kadar huzurluyduk ki.
onyargilarimiz vardi. benimkileri cok net hatirliyorum. ne bir tane aksiyon filmi, ne de bir tane yuzuklerin efendisi izlemistim. ya sen ? star wars izlememis adama ben nasil manitam demistim hic bilmiyorum. zira jedi mind trick’le kendime birilerini asik edebilecegimi dusunuyordum o zamanlar. ya da patronus buyusu yapabildigimi. ki sen harry potter da izlememistin hic.
evde bitmek bilmeyen enerjileriyle parti yapan insanlar vardi, biz odamiza kapanip film izliyorduk deli gibi. barlarda deli gibi eglenen insanlar vardi, biz votka-elmalari shot yapip ard arda, eve kosup film izliyorduk deli gibi. uyuyakaliyorduk bolca, ve kapi ziline ya da telefon sesine uyanip, kapiyi acip tekrar uyuyorduk. sen bazen hasta oluyordun ve ben sana zorla corba, nane limon, tylol hot yapip iciriyordum.
yazilar yaziyordum, izleyebilecegimiz filmler azaldikca ya da otobus saatlerimiz yaklastikca. bitmese diyordum. ya da ayni otobusle, ayni sehire donebilsek. o zamanlar, hic ayni otobuste yolculuk yapmamistik daha. sonra, ayni otobusle, yine ankaraya gittigimiz zamanlarda, hic isimiz olmamasina ragmen, 3. caddeye gidisimizi ve o evin onunden gecisimizi hatirliyorum. liva’da kahvalti yapisimizi.
simdi ankara cok uzakta bir sehir benim icin. simdi sen cok uzakta bir adamsin benim icin. bazen hala yani basimda hissetsem de, masalsi bir cardagin altinda, tatli limon kokulari burnuma gelebilse de. benim olmaktan uzaksin en azindan. ve bu kalbimi acitmiyor hic. isminin onune belli sifatlari eklemeden de, seni hayatimda tutabilecegimi biliyorum cunku.
ve sana hic tesekkur etmedigimi fark ediyorum.
“ben bunlari hayatta izlemem lan” diyip de, sonrasinda cok keyif aldigim, bir sekilde cok sevdigim filmler arasina soktugum butun o filmler icin.
*yam.
ne demisler?
benim “of hep senin istedigini yapiyoruz” triplerimle senin “bana asik degilsin sen” triplerin carpisip duruyorlar.
bizi gerizekalı maymunlar yerine koyan kuralların esaretinden ne zaman kurtulucaz?
kural ne der?
eşitlik.
3 filme 3 film.
ya birinin baskın, ötekinin ezik olduğu ve misler gibi giden nice ilişki yok mu?
kadın mutlu (mazoşist)
adam mutlu (sadist)
sağlıklı bi ilişki diilmiş..
amaç ne peki?
sağlıklı olmak mı?
mutlu olmak mı?
böyle çiftler öyle mutlular ki, ve ihanet, yalan gibi zehirlerden öyle arınmışlar ki,
kalan sağlıklı’lar kıskançlıktan deliye dönüyo.
bırak, hep onun değişi olsun.
tabi eğer mutluysan.
diilsen
siktir et gitsin
:)))
bencil götün teki demektir…
bırak, hep onun değişi olsun.
tabi eğer mutluysan.
diilsen
siktir et gitsin
:)))
bencil götün teki demektir…
degil mi..
oyle tamamen. birakayim onun dedigi olsun.
ben raziyim mantar corbasi icmeye be cuzzamlim.
yerim ayrica. bu kadar iyi anlayabildigin icin beni..
yerim ayrica. bu kadar iyi anlayabildigin icin beni..
yaşlılık diyoz biz buna.
30 yaş bilgeliği diyoz a.k…
yemisim 30u.
bildigin citirsin. hatta vazgectim. 30u degil, seni yerim direk.
citir bilge.
Yani abuk kacmasin ama gozlerim yasardi :(
Yazik oldu be canlar, insan dogasi geregi bu kadar avucunun icinde olunca ne kadar degerli oldugunu anlayamiyor. Ama yine de bana soz dusmez, herkez diledigi gibi yasasin. Bilin ki benim gonlum biraz o surekli kavga eden, birbirini yiyen, bu dominasyon catismasindaki iki insan da kaldi sanirim. Yasim ufak ondan da olabilir :)
tam da senden konusuyorduk be. ustune geldin. canim benim ya. ufakmis yasi. kocamansin da caktirmiosun aslinda. cok ozledim bi de seni.
ruhumun derinliklerine dokundu lan bu yazı=) ağlıcam alenen… insan geçip giden günleri hatırlayıp gülebiliyor ya ne garip.
“Evde takılmak en iyisidir. Herşeyin ucuzunu ve kalitelisini -İlkler Yağlı Gevrek’i şiddetle tavsiye ederim- alırsın BİM’den; minimum içkiyle maksimum zaman geçirmeye çalıştığın için seni siklemeyen garsonların afra tafrasıyla uğraşmaz, hesap istemek için masanın üstünde ponpon kızvari hareketler yapmak zorunda kalmazsın; para gitmesin diye kar-kış vakti banklarda üşümez, eğer yağmur yağdıysa götleriniz ıslanmasın diye yakındaki bir süpermarketten aşırdığın aylık satış bültenlerini üçer beşer altınıza sermezsin; bilgisayarın başına geçersin, açarsın Alkışlarlayaşıyorum’u, olmadı Youtube’u, sonra çare Flash TV’yi, bir kolunda sevdiceğin gülmekten altına sıçarcasına her detayı irdelersin; beleşe sıcacık ev yemeğini yersin; sağda solda gördüğün embesil çiftlere bakıp “İleride biz de mi böyle olacağız” diye endişeye kapılmazsın; uyumayalım diye diye sabahlara kadar oturur öğle vakti kalkarsın…”
Hasta bir adamın kendinden daha hasta ilişkisinden bir kesit okudunuz. Lütfen bu maili ibret olması için tanıdığınız herkese yollayın.
ahah. seni de boyle ask adami olarak buraya yorumlar yaparken gordum ya bengisu. gozum acik gitmeyecek :)
ayrica, gecen fotografiniza rastladim tesadufen. gulumsedim sizin adiniza.
salonda parti varken televizyonu kucaklayıp yatak odasına taşımak, göte kadar içip, ard arda harry potter izlemek hangi aklın ürünü merak ediyorum. filmi okumayan dvd playerı tokatlamak hepimizin boynunun borcu da, 1 saat boyunca da tokatlanmaz ki.
2 film birden günlerini de.
ankara’nın soğuk gecelerinde çalıntı play station’da güreşe tutuştuğumuzu da.
filmci amcayla girilen koyu entellektüel sinema muhabbetlerini de.
yetişemediğimiz ve yetişipte kaçtığımız filmleri de.
unutmuyorum.
taxidermia faciasına hiç girmicem. her daim laf sokabilme kapasitesine sahibim o an ile ilgili.
peki ya evin altindaki iddaa bayisi ? ve o bayide buyuk paralar ceviren takim elbiseli abilere verdigimiz tuyolar ?
ya fener avrupa maçlarından birinde gol yedi diye bahçelievlere GOOOL diye altyazı geçtiğimi?