diamond ring, tie me down just like it used to be..
kim konusmus: missipisi

dugunlerden nefret ediyorum. ciddi manada. hani bu kadar icinde olmadan once de pek hoslanmadigim bir seydi kendisi ama ablamin dugun hazirliklariydi, dugun ani hengamesiydi derken, olaylarin bu kadar icinde olunca tam olarak gordum ki, dugun dedigin seyi 31 olsa cekmemen lazim.
evlilikse, kafamda handikaplar bulundursa da, yine belli bir mantik cercevesine oturtabildigim ve hayati gercekten de iyi anlasabildigin biriyle tam olarak paylasmak adina guzel buldugum bir sey.
ama bugun, dugun ve evlilik kavramini sorgulamak yerine, ya da olaya kisisel olarak yaklasmak yerine (zaten ne kisisel yaklascam amina koim. evde kalmak uzereyim.) insanlarin neden ve kimle evlendiklerini sorgulayasim var.
ablamla kocasi, 9 aylik bir sure icerisine sevgili olma-nisanlanma-evlenme 3lusunu sigdirdilar. bu bana garip geliyor. diyorsaniz ki biz de zaten dolmayi teknolojik urun kategorisine sokan insandan boyle sorgulamalar bekliyorduk. 9 ay da bir sey mi, ona gelene kadar gorucu usuluyle evlenenler var, ona da gelecegim. belki de gelmem, bilmiyorum.
neyse, ablamla dikkatimi ceken bu durumun, bende 3 ayri ornegi daha var.
1.si cok yakin bir arkadasim. universite yillarinda ayni kisiye asik. biz cocuktan hakkaten nefret ediyoruz. ben, annem, annesi, jack bey. taniyan goren herkes, cocukla kizdan hakkaten olmayacagini savunuyor. ama kiz asik iste. yillarini gecirmis birlikte.. kiz universiteden mezun oluyor. cocuk kiza evlenme teklifi ediyor. yaz sonu nisan yapmayi dusunuyorlar, kiz cocuktan pat diye ayriliyor, yeni tanistigi birine asik oluyor. 2 gun birlikte vakit geciriyorlar, 3. gun cocuk tutuyor kizin elinden ailesiyle tanisiyor ve arkadasim su an almanya’da cocugun yaninda. kisa sureli planlari evlenmek.
2.si, ilkokuldan universiteye kadar birlikte okudugum ve cok sevdigim baska bir arkadasim. lise ve universite yillarinda ayni cocukla birlikte. nerden baksan bir 6-7 yildan bahsediyoruz. kiz universiteden mezun oluyor. hepimiz bir nisan – soz benzeri ciddiyet bekleyisindeyiz. ortak geyik yaza da dugunlerinde gobek atmak uzerine. ama hoop, hatun cocuktan ayriliyor, calistigi ortamda baska biriyle tanisiyor. nisanlaniyorlar cok kisa bir surede ve basiyorlar nikahi.
3.su, yine cok yakin bir arkadas. daha da yakin olaninin kiz kardesi. yine universite boyunca 4 yil ayni erkekle sevgili. okul bitiyor. kizla cocuk ayriliyor, kiz yeni biriyle tanisiyor yuksek lisans yaparken ve ben 20 gun once nisanlarinda fotograf cekerken buluyorum kendimi.
garip geliyor..
yadirgamiyorum. yargilamiyorum da. sadece dedim ya. garip bir durum. bu kadar yili birlikte gecirdigin bir insan varken ortada ondan pat diye ayrilip sonrasinda pat diye evlenmek.
bir de merak ediyorum. belki bunun tersi durumlar da vardir ama.. onumde bu durumla ilgili ust uste ornekler oldugu icin sorma geregi duyuyorum. insan universitedeki sevgilisiyle evlenemiyor mu ? bir lanet mi soz konusu ?
biri beni aydinlatsa ya bu konuda. aydinlaninca nolcak lan? demeyin. hayatin anlamini bulmayacam elbet. ama yine de iste boyle evlenmis birinden, bununla ilgili bir kac bisey duymak istiyorum.
misal eliza hanim, ya da su’dan. sizde durum nedir ?
bi de evde kalmis hatun yorumu isticem. cuzzamlim, konus cabuk :p
not: ayrica bir sonraki yazimda da turk popundaki guzide eserler ve o eserlerde islenen ask temasini islemeyi dusunuyorum. hepten kafayi yedim. hayirlara vesile olsun!
ne demisler?
aşk doktoru:
bence ilişkilerin ciddi sorunları varsa ve görmezden gelinmişse veya uzun süre problemlerini içine atmışsa kişi, ayrılır ayrılmaz soluğu başka kucaklarda alıyor. tamamen yanlış bir davranış biçimi. sağlıklı olan; sorun yaşamak, bunları tartışabilmek, içine gömmemek. ancak o zaman doğru kararlar alabilir insan.
birde karşındakini olduğu gibi kabul edebilmek var. çoğumuz bunu beceremiyor. beceren var mıdır bilemem ama orta yolu bulmak adına belli fedakarlıklar yaparsa iki tarafta, birbirleriyle daha iyi anlaşabilirler, daha çok güvenebilirler ve uzun soluklu bişeyler yaşanabilir diye düşünüyorum.
kimse mükemmel değil. siz de, o da. sorun karşındakini sevebilmeyi öğrenmekte. eminim sürekli ayrılıklar yaşayan bu insancıklar nerde sevgi, barış, umut ile ilgili bişeyler görseler tüyleri diken diken oluyordur fakat iş öyle olmaya geldiğinde ilk kaçan onlar oluyor yine.
ben çok uzun yıllar beraber olupta evlenen insanlar biliyorum, kısa süreler içinde bunu başaranları da. fakat ben o kısımdan değilim sanırsam, en az bi kaç yıl beraber olmam gerekir.
kelin merhemi olsa kendi kafasina surermis evet :)
ps: cok fenayim di mi. 2 turlu giydiriverdim size.
aşk doktoru işte, saç mı kalmış kafada? iletirim kendisine .)
ama yine de.. yani saka bir yana.. hakli olabilirsiniz sanirsam. sizin zaten bir 22 ay barajiniz var bildigim kadariyla. o yuzden teorik teorik takilsaniz da -yani kisa surede kimseyle tanisip, gorusup, cocugu koyma ihtimaliniz olmasa da-, dogru seyler soylemissiniz jack bey. yine de, ben dunyanin turlu turlu hali var demek istiyorum. sizin insancik diye tanimladiklariniz, bana hakikaten insanin hasi gibi geliyor.
insan dediginiz boyle cunku.. ve ben bu insan faktorunu, hep goz ardi etmek, her seyi bir mantik cercevesine oturtmak gayesindeyim.
bi de evde kalmis hatun yorumu isticem. cuzzamlim, konus cabuk :p
insanın missi gibi dostu olunca, bi de o kalkıp “evde kaldımı” dünya aleme duyurunca, düşmana pek hacet kalmıyo:ppp
bilirkişi olaraktan, kendim hakkında konuşmıcam. zaten yaş olmuş 30 ak, bulamamışım gönlüme göre birini, aslında bi tane bulmuşum da o şerefsiz de gitmiş ölmüş, ben kalmışım sap gibi… nesini konuşayım:ppp
bence, onca yıllık birliktelikten sonra dehşet bi çekimle kapılınan aşkları gizlemeli.
nasılsa bikaç güne geçecek o heves. alıştığını, tanıdığını isteyecek o gönül. caaanım yıllar heba olmasın.
iki taraf da idare edilsin ama esas oğlana bişi hissettirilmesin.
esas oğlanlar hep “esas” olandır.
ötekiler, gelip geçer.
çok lazımsa, gezilsin tozulsun, yatılsın kalkılsın ama esas ilişkiler heba olmasın.
ee böyle düşünen birinin evde kalması doğal tabe:ppp
piyes: gidin herifleri aldatın, demedim. çok lazımsa çaktırmayın bari, dedim:ppppppppp
ahahaha :) senin verdigin akillar yuzunden zaten, sonum nolcak hic bilmiyom.
kıssıııım
kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz.
sen bana ne bakıosun:p
:) bilmem neden bakiyorum ama.. iyi ki bakiyom be cuzzamlim.
geçen ay üniversite arkadaşlarımla bi yemekte buluştum.. çoğunu yıllardır görmemiştim, hatta bir kısmını unutmuştum bile.. onca zaman geçmiş olur öyle diye kendime teselli veriyordum.. hem zaten bizim zamanımızda ne cep telefonları vardı, ne de internet.. izler bi kere kaybolunca eğer özel bir çaba gösterilmezse bir daha kolay kolay bulunamıyordu.. hayır böyle uzun uzun anlatacağıma kısaca “aradan bi ton zaman geçmiş, o genç insanların koskoca çocukları olmuş, kadınlar en az on kilo almış, erkeklerin başında kalan saç miktarı pek bi iç açıcı” deyip şu giriş faslını bitirmem lazım ama, kısacası bile anca böyle oldu..
demem o ki,
benim bildiğim bütün üniversitede sevgili olan arkadaşlarım, sevgilileriyle evlenmişler.. bilmediklerimin de meğer o zamanlar okuldan sevgilileri varmış ve evlenmişler.. bizim dönem bu konuda pek bi marifetli ve istikrarlı çıkmış.. buraya kadar sorun yok gibi duruyor değil mi?.. ama şu var ki, o gece üniversitedeki sevgilileriyle evlenenler arasında, hala daha evliliğini sürdüren yok denecek kadar azdı.
hatta sayı vereyim tam olsun: 3 çift! kala kala üç adet çift kalmış o zamanlardan..
boşananların çoğu bir daha evlenmemiş, bu da ilginç bir ayrıntı oldu benim için..
kuzenim iki gün önce 30 yaşını kutladı.. 6 yıl birlikte olduğu sevgilisiyle evlemişti, 2 yıl evli kaldıktan sonra boşandılar.. ama kuzenimin arkadaşları arasında senin örneklerin gibi olanı pek çok.. üniversitede başlayıp yıllarca birlikte olan, iş yaşamı başlayınca tam evlenecekler derken ayrılan çok arkadaşı oldu onun da.. üniversite ile biten bir yaşam biçiminin alışkanlıklarının bitmesiyle biten ilişkiler bunlar galiba.. birlikteliklerin kendilerini farklı koşullarda test etmesi mi gerekiyor nedir, böyle bi şey galiba.. ve bir de tabii, genç yaşta huzur aramanın bence gayet makul bir sonudur bu;)
tamam biliyorum fake, şu yazdıklarım yorum falan olmadı.. şimdi onca yıldan sonra bana sorsan, istisnasız bütün üniversite sevgililerine “acele etmeyin, ettirmeyin” diye akıllar vermeye kalkarım.. bu sıcakta nasihat felan çekilmez, benden bu kadar olsun:)
kuzenim iki gün önce 30 yaşını kutladı.. 6 yıl birlikte olduğu sevgilisiyle evlemişti, 2 yıl evli kaldıktan sonra boşandılar…
demek ki 30 erken bi yaş.
demek ki evde kalmadım.
bundan da bu çıkarımı yaptım ya…
:ppp
Fakecigim, yorum istersin de yazmaz miyim?! Yeni gordum yazini, sabah sabah guldurdun de beni ustelik :)
Ben ablanin rekorunu da kirarak, Higgins ile 8 ayda tamamladim sevgililik-evlilik surecini, bunu yeni bir ulkeye tasinmayi ve is degistirmeyi de goze alarak yaptim ustelik…Ki o 8 ayin da cogunlugu ozleyerek ve telefonda gecti ben Istanbulda o Amsterdamda oldugu icin o siralar…Bu hizli surecte bir risk aldigimin ve mustakbel esimi cok iyi tanimadigimin da farkindaydim, ama hem cok asiktim, hem de limitli verileri biraz da sansla dogru yorumlayabilecegime inandigim olgunluga da sahiptim…Ne istedigimi ve ne istemedigimi bilecek kadar gecmis hatira toplamistim bir nevi…Cok sukur yanilmamisim.
Nerdeyse 30 yasindayim. H. oncesinde de bircok iliskim oldu, ama oyle birkac ayi gecen cok uzun ve ciddi bir iliskim, universitede kesin evlenecegiz gozuyle bakilan bir sevgilim olmadi. Geriye donup bakinca da diyorum ki iyi ki olmamis, cunku hayatimin onemli karar arefelerinde, Ankarada universite bitip New York’a yuksek lisansa giderken, ya da donuste Istanbul’a tasinirken filan, kararlarimi hep tek kisilik vermisim.
Tabii bu surecte kirik dokuk hikayeler ve hayal kirikliklari da oldu. Hatta bir tanesinde, tam da H.den bir oncekinde, dedigin yillarini beraber gecirdigi adamdan ayrilip bir baskasiyla guzel bir evlilik yapan kuzenim bana demisti ki, “uzulme, gun gelecek, canini yakan ve giden tum adamlara icinden tesekkur edeceksin; gittiniz ve beni bu adama biraktiniz diye”…O sirada tam anlamadim. Ama hemen ardindan, H. aynen de bunu soylettirdi bana. Her gune birbirimiz icin sukrederek basliyorum, Allah nazardan saklasin, isteyen herkese de versin…
Diyecegim o ki, hizli evliligi, belli bir yasa gelince daha anlamli buluyorum. Aman Allah yas geciyor diye degil, kendini cok iyi tanir oldugun icin…Kendini iyi tanidiginda da, sans karsina gonlune gore birini cikarirsa, 3 ay 5 yil fark etmiyor, yurumeli insan!
Sevgiler ;)
biliyodum, en mantikli ve guzel aciklamalarin bu 2 guzel kadından gelecegini.
soyleyecek cok seyim bile yok. 2nizin de o kadar hakli oldugu taraflar var ki sadece. cok cok tesekkur etmekten baska sanirim bir de cenemi kapatip oturacagim. saygi falan duyacagim :)
saolun tekrardan.
ha bir de cuzzamlim. saka yapiyorum ben. alenen çıtırsın hala! :)
Angel Fakeangel :) Sen de sagol!
Ben teşekkür ederim asıl, çok sağol fake;)
cüzzamlı melek, evet evet 30 yaş erken bi yaş.. bundan sonra bi bakmak lazım noluyo diye;)
su’dan…
teşekkürler anacım…
missi,
eğer
ha bir de cuzzamlim. saka yapiyorum ben. alenen çıtırsın hala! :)
bunu yazmasaydın, tc sınırlarını süratle terk etmen gerekicekti:pppppppppp
şuna dikkat ettim, uzun süreli ilişkiler bittikten sonra kısa sürede evlilik yaşayanların yorumları genelde oh be iyi ki o adamla / kızla olmamış. “olmamış” ne demek ki? olmuyorsa bunun farkında değil misin sen, demek bunca zaman içine attın, bok gibi bi ilişki yaşadın, bittiğinde de “oh be bitti” dedin. bitmesini bile “iyi ki olmamış” diyerek ilişkiye karakter ver o kararları alsın, cevaplasın zaten, sen değil! sen olup olmayacağına karar veremiyorsun sanki .) tam evlilik anı geliyor, hayır demeyi beceremiyorsun? sonra bişi oluyor, ilişki bitiyor ve sen yenisine başladığında iyi ki bitmiş diyebiliyorsun. çılgın.
lutfen blogumda polemikler yaratmayalim sayin jack bey :)
Polemik değil, hayatın gerçekleri bunlar. Sakın yanlış anlaşılmasın, “yorumlar” derken burdaki yorumları kastetmedim. Eliza seni hiç kastetmedim.
tamam, affedildiniz. :))
cek ne derse doğrudur:p
benim ablam üniversitedeki sevgilisiyle evlendi lan.tam manasıyla bi lanet olduğunu sanmıyorum şahsen.hatta bi tane de yeğenim var,o derece.
Yazının konusu “evde kalma” olunca yorum sayısı ve içeriğinde patlama yaşanmış, gözümden kaçmadı değil.
sayko, ne guzel lan. hep mutlu olsunlar onlar.
bengisu, siz de yorum yapmissiniz ve bu kervana katilmissiniz nihayetinde. bir de, bir mehtap vardi, nooldu ona ? :D
bu yazınız ve de yorumları çok pis kafamı karıştırdı sayın feykencıl… uykularım kaçtı yahu!
şimdi benim örneklem uzayımda üniversite dönemi boyunca uzzuuunca ilişkiler yaşayan herkes evlendi.(hatta bunun tek istisnası benim) allah bozmasın en kısa evlilik 2 yılını devirdi ve 7 çiftten toplam 3,5 çocuk dünya geldi.(buçuk olanda yaz sonu gelecek inşaallah =))
artı
teyzem ve iş arkadaşları civarından 40lı yaşlarını sürmekte olan ablaların çoğu, üni. yıllarında birlikte oldukları adamlarla (hala) evli ve de bana inceden inceden “üni. de olmadıysa bu iş bi’daha kolay kolay beğenipte 3-5 günde evlenemezsin” mesajları vermekteler.
ben bu “üni.de bulduğun adamla bir ömür mutlu yaşarsın” efsanesi yüzünden mastera başlıyorum bu yıl şekerim. hayır olmuyorsa makaleydi, paperdı kasmıyım boşuna, mantı açma hususunda pratik yapayım daha iyi.
şimdi siz bu soruyu aydınlanmak için sormuştunuz ya benim beynim sulandı iyice. bi’zahmet bana da mum, fener, florasan falan bir aydnlık tutsanız, süper olur valla!
30 bilakis geç kalınmış bir yaştır. evde kalınmış demiyorum, geç kalınmıştır. 35 ise ço0k geçtir, her şey için.
mahallemin delisi, yuksek lisans iyidir. verdigim orneklerden birinde, arkadaslarimdan birinin yuksek lisans sinifindan koca buldugu kismi kacirmissiniz sanirim :)
bu arada, demek ki bir genelleme yapmak yanlis olmaktaymis. universitede tanistigi sevgilileriyle evlenenler de varmis. onu da gormus olduk.
Yorumlar okumaya kalbim dayanmadı :) Umarım böyle bir lanet yoktur yoksa halimiz yaman :)
Ben de kendi etrafımdakilerden yola çıkarak gözlemlerimi anlatayım.
Üniversite zamanında çıkmak kolay. Çünkü hayata daha başlamamış ve ekonomik özgürlüğünü kazanmamış oıan bu insanların sevgilileri de aynı üniversitede okuyor ise ilişkilerin çok kolay şekilde yürümesini doğaldır. Ama üniversiteden sonra başlayan hayat yarışı. Eğer babaları çok zengin değilse ya da gelecek kaygısı içerisinde değilse bu hayat yarışından sorun yok. Ki öyle olunca zaten yarışa gerek yok :D Her neyse. İnsanların çok çok az kısmının gelecek kaygısı olmadığından herkesi gelecek kaygısı içindeymiş gibi varsayarak devam ediyorum düşüncelerime. Üniversiteden sonra erkek de kız da kendi hayatlarını şekillendirme ve ayakta tutma çabalarındayken birbirlerine zaman ayıramama hatta farklı farklı şehirlerde yaşamak zorunda kalacaktır. Üniversitede yan yanayken ilişki yaşamaya başlayan bu kişiler birbirlerinden uzağa düşünce birbirlerine olan sevgileri de uzağa düşüyor. Böyle olmasa bile farklı iş ortamlarına giren sevgililerin ortak paylaşımı git gide azalıyor. Farklı ortamlar, farklı kaygılar, farklı sorunlar demektir. Karşılıklı farklılıklara karşı duyarsız kalınması sonucunda da ilişkiler bitiyor. Şu an pek toparlayamadım ama uzun lafın kısası üniversiteden sonraki zamanda insanların kendi hayatlarını düzene sokma çabası sırasında karşılaşılan zorlukların bir getirisi/götürüsü oluyor ayrılık. Bu zorluklara karşı koyup ilişkiyi devam ettirmekte her babayiğidin harcı değildir bence.