i’m a cyborg. but that’s ok!
kim konusmus: fakeangel

yazmak cogu zaman icimden gelir. bu benim icin gercekten diger temel ihtiyaclarimla birlikte bir ihtiyac gibidir. yasadigim her ani, yasiyorken ayni anda kafamdan yazarim da. misal yolda mi yuruyorum. kendi kendime kaydederim.
“su anda yolda yuruyorum. kizin gotu ne guzeldi lan. keske hava bu kadar huzun yuklemeseydi bunyeme….”
gibi. kendi kendime konusmalarimdan farkli bisey bu. hayali bir kalem ve kagidim var ve ben kendi kendime yaziyorum da her daim. bunun guzel bisey oldugunu savunmuyorum. hatta bir cok insana gore, cok anormal de olabilir.
yaptigim bir baska sey de, gordugum her seyin fotografini da cekiyor olmam hayali kameramla.
sanirim bu 2 ozelligimin tek iyi yani, beni fil gibi bir hafizaya sahip hale getirmesi. onun disinda da ne oluyor derseniz. ne guzel fotograflar cektigime ne de guzel seyler yazdigima inaniyorum. dedim ya. ihtiyac benim icin sadece. bunlari yapmazsam olmayacak gibi.
gibiydi.
bugun cok net bi sekilde farkettim bunu. sanirim 2 aydir yapmaktan vazgecmisim bunlari. belli anlar var sadece. belli anlarin yazilari ve fotograflari var bende. onun disinda yok.
bu boktan bisey. biliyorsunuz di mi. hayir, calismanin boktan bisey oldugunu savunmayacagim 4265. kere.. cunku kendime kiziyorum. hep savundugumun zitti bi davranis cunku bu. calisiyor olabilirim. bir yandan okul da beni hemen her gun sikiyor olabilir. ama yine de. ne ara diyorum. ne ara acaba sirf daha yorgun ve yogun hissettigim icin vazgectim keyifli seylerden.
ne demisler?
Buraya “Herşeyi hatırlayan insanla geyik çevirmenin zorlukları” ve ya “Birisi fotoğrafımı çekerken kendimi Elephant Man gibi hissetmem” konulu bir yazı yazabilirdim. Ama yazmayacağım, yaz yaz nereye kadar? Bir kere de yazıyla alakalı yorum yap, sitenin sahibine güzel iki çift laf et, gerçekten de hayvanın tekiyim. Özür diliyorum sizden bugüne kadar yorum altında yolladığım uzun hikayeler için. Şimdi sıra yorumumda:
Kral yazı olmuş, fotoblog da baya iyi, Jack’in askerden dönmesine az kaldı. İşi, okulu, PMS’i sikeyim, sana birşey olmasın. Saygılar…
:) saygilar efendim..
Üzmemelisin kendini çünkü hayatın yoğunluğunda çok ödün veriyoruz alışkanlıklarımızdan. Bunu farketmen bile güzel bir adım ayrıca. Daha fazla ihanet etmezsin kendine böylece ;)
Ayrıca bende kafamda çok yazarım, çok çizerim fotoğraf çekmesem bile :)
normal oldugunu kim soyledi ki zaten sana ? :)
eksiklik hissedip üstüne gittikçe sanki iyice kaçıyor keyifli alışkanlıklar.. hem de alışkanlık oldukları halde. ve sanki, iş yaşamı hayatın bütününde bir tür el değiştirme ihtilali yapıyor.. bilmiyorum ki bu farkına varma durumu iyi bi şey mi? bir de şu var tabii, bazı zamanlarda ne kağıt ne kafa, hiçbir türlü kalem oynamıyor:(
cok iyi biliyorum o zamanlari ben evet..
şimdi ben de “kafamda bir sürü yazılar yazarım”, “bi’sürü anın fotoğrafı kayıtlıdır harddiskimde”, “hatta o anın fotoğrafını çekerken objektifin kapanıp açılması gibi, bir kez kapatıp açarım gözlerimi” falan diyeceğim, 3 kişi birden böyle şeyler yapınca “normal” olmayız diğ mi?
olmayalım lütfen. hep böyle anormal, deli, manyak kalalım…
:) tatlisiniz alenen. hem deli hem anormal hem manyak ama tatli