maSk 3: Satranc

kim konusmus: fakeangel

Duvarlarimin saglam ve yikilmaz oldugunu dusundugum yillari yasamaktaydim o zamanlar. Asilmaz duvarlarim vardi. Hem disimda hem de icimde. Kimsenin beni anlamamasindan sikayet ederken bu duvarlari gormezden geldim her seferinde. Bir kralligin ayakta kalma sebebinin yikilmaz duvarlarimin oldugunu dusunurken ustelik.

Korudugumun eski bir krallik degil de kisiligim ve kendim oldugunu o cadiyla karsilasana kadar hic ogrenememistim aslinda. Ah.. hayatim bir kac cadinin avuclari icerisinde gecmisti zaten hep. Ilk cadi bana asik oldu, sonra bana hic sans tanimadan beni oldurmekten son anda vazgecip bir dagin tepesinde kocaman bir kaleye cevirdi ve sonra bir digeri benim duvarlarimin ic kisminda bir prense asik oldu ve o prense hayatinin sonuna kadar bir ders vermek amaciyla beni kucuk beyaz bir kale haline getirip bir pazarda 15 kurusa satti.

Hayatimin bundan sonraki evresinde neler gecirdigimi bir sure hatirlamiyorum. Zira bir sure karanlik ve isiksiz bir kutuda ata, file, saha, vezire benzeyen minyatur biblolarla ayni kutuda kapali kaldim. Daha o zamanlar 64 tane siyah ve beyaz kareyle bulusmamistim ve bu kaderimden habersizdim.

Sonra birgun isikla bulustum. Gunes isigi olmasa bile, gayet dekoratif bir ayakli lambanin isigi gozlerimi kamastirdi ve ben o zaman gordum onu. Isiklarin insanlarla oynadigi oyunlardan hep haberdardim aslinda ama bu sefer oyunu o oynuyordu. Beni o kontrol ediyordu. Ustelik cadi da degildi. Cok masum bir guzellige sahipti. Eline beni alip uzun uzun dusundukce o, ben hic bitmesin istiyordum. Hic birakmasin beni elinden ve hic bulusmayim tekrar o soguk siyah beyaz karelerle. Parmaklari uzerimdeyken ileri geri ya da saga sola gitmek de koymuyordu bana. Yeterki o olsundu. Yeter ki o uzun parmaklariyla beni tutsundu..
Ve tek dilegim, dusunurken karsisindaki guzel ama anlamlandiramadigim bicimde itici olan kadin yerine bana bakmasiydi..

Saatlerce vakit gecirdim onlarla. Sonra o saat gunlere birakti yerini. Bana dokundukca ne kadar zeki oldugunu gordum. Arkadaslarimi hareket ettirdikce ne kadar iyi hamleler yapabildigini. Ve iyi hamleler yaptikca ona asik oldum.
Onun da beni anladigi hissine kapildim bir sure sonra. Cunku beni o kareden kurtarip odalarina goturdu. Odalarina goturup masalarinin ustune koydu. Masalarinin ustune koydu ve su kelimeler dokuldu agzindan –ki ilk kez sesini duyuyordum- `bundan sonra kalemiz de izlesin sevismelerimizi..`

Daha zevkliydi 64 tane karenin bir o yanina bir bu yanina savrulmaktan ama yine de daha cok aci veriyordu asik oldugum melegin kanatli bir seytanla sevismesini izlemek. Ve aci cekmek beni ozgur de kilmiyordu. Ben de en kolay olani sectim. Izlememeyi..

Sonra birgun, bir ses duydum. Isik kapaliydi, tam secemiyordum ne oldugunu ama birilerinin sevistiginden emindim. Cunku oradan oraya suruklendigim hayatim boyunca en iyi, seksin kokusunu ogrendim ben. Ustelik, odada bir de erkek vardi. Emindim. Once cok korktum, asik oldugumun kadinin bir erkekle sevistiginden, fakat sonra birden durdular ve kanatlarini takmis, karsisindakini kandirmakta usta olan iluzyonist seytan konustu.
-birazdan gelicek, gitsen iyi olur prensim !
-tamam sevgilim. Unutma. Milano!
-milano..

Ben henuz bu konusmaya bir anlam veremezken kapi kapandi ve o geldi. O geldi ve beni eline aldi. Beni eline aldi ve sevistiler. Sevistiler ve sonunda o seytani oldurdu. O seytani oldurdu ve balkona ciktik. Balkona ciktik ve. Gum!

Kendime geldigimde bir polisin elindeki seffaf ve kilitli bir posetin icindeydim. Geriye dogru baktigimda ise tek gordugum betonun ustune tebesirle cizilmis bir prenses resmiydi.