on the other side.
kim konusmus: missipisi
kucukken olurdu bu bana cokca. babam hep sehir disindaydi. biz cok zengin olalim diye cokca calisirdi kendisi. annemse azcik psikopatti. kiraladigimiz vhs’ler hep korku filmi olurdu. 3 kardes ve anne, oturur aksamlari bu filmleri izlerdik. sonra yarisinda filmin, annem kardesimle beni yatirirdi zorla. ablamla kalanini izlerlerdi. biz de jo kisisiylen birlikte ya koridorda oturur gizlice filmin kalanini izlerdik ya da uslu birer cocuk olup uyurduk. iste uyudugum zamanlarda ruyamda, filmin devamini gorurdum. fredi krugir’in beni kovaladigi, seker adamin aynadan ciktigi ruyalarim cokca fazla olmustur bu sebeple. bir de bi keresinde kardesimle ayni ruyayi gormustuk ama o da baska yazinin konusu olsun.
neyse ben ne diyordum. kucukken olurdu bu bana cokca. dun gece de oldu. bir onceki gunden bana yadigar aksamdan kalmaligim ve ben, film izlemeye karar verdik. ne izlesem ne izlesem diye bolca dusundukten sonra der baader meinhof komplex’te karar kildik. film cok guzel gidiyordu. zaten cok guzel olduguna dair de cok saglam bir referansim vardi. derken uyuyakalmisim.
ruyami anlatmayacagim hayir. zira spoyler olabiler diye korkuyorum :) ama uyandigimda en cok merak ettigim sey, filmin gercekte nasil sonlandigiydi. sanirim bu yazidan sonra filme devam edecegim.
o diil de. ceynur’un yagmur isimli sarkisi sizce de pek guzel diil mi ?
bu arada, murat mentes’in korkma ben varim isimli kitabini sonunda bitirmis bulunmaktayim. iyi ki diyorum. iyi ki bu kadar uzun bir sureye yaydim okumayi. tek kelimeyle harikaydi. ve uzun suredir olmayan bir sey oldu bana. okudukca guldum. gulmenin disinda, basliklar, kurgu, mekan isimleri, karakterlerin isimleri -ki cok fazla karakter vardi kitapta- yapilan alintilar, hepsi birbirinden superdi. lan dedim bolca. butun bunlari nasil dusunmus bu adam. saygi duydum.
o diil de. kings of convenience, rule my world. dinleyiniz efendim.
her gun ama her gun, olmasi icin dua ettigim bir hayal var. ve 2 farkli versiyonu bu hayalin. 2si de birer adet villa icermekte. evet lan. bildigin villa. dun bir adetine gidip baktik bile babamla. eger olursa evim olcak lan. durmadan bu ev uzerinden de hayaller kuruyorum. bodrum katina studyo yapariz. 3 oda bizim neyimize. birini sinema yapariz hiho. seklinde geziniyorum. salonun, yemek masasi konmasi gereken yere biz kitaplik yaptiririz. bir de koltuk. oh mis.
o diil de. muse – unnatural selection. albumdeki en sevdigim parca.
bugun yapmam gereken bir is var. dolabimi duzeltmek. sigmiyorum dolaba. ben derken, kiyafetlerim. evet, o derece icsellestirdim kendilerini o yuzden onlar ve ben 1. tekil sahis oluyoruz direk. o kadar gozumde buyuyor ve o kadar korkutuyor ki bu eylem beni. ama artik yapmak zorundayim. yeni kiyafetlere yer acmak zorundayim. mitoz bolunuyorlar zaten adeta.
o diil de. the strokes – on the other side. bayiliyorum diye tanimlamaya caliscam. az olcak..
i hate them all, i hate them all
i hate myself for hating them
so i’ll drink some more, i’ll love them all
i’ll drink even more…
i’ll hate them even more than i did before
ne demisler?
cem karaca bu şarkıyı neden söylemedi acaba?
anlamadi ben.
o söyleseydi sırıtmazmış.
so i’ll drink some more, i’ll love them all
Belki yine yalakalik dersin ya da icinde ben de varim die bana oyle geldi ama bir nefes alip verme surecimde hic dikkatim dagilmadan yazini okumus oldugumu fark ettim. Genel olarak yazdiklarinda sebep oldugun, daha nasil oldugunu cozemedigim bir sekilde yalayip yutmami saglayan, bir sey var. Yetenekli olmak demek yazdiginin anlaminin ozel olmasi kadar onu sikilmadan akici bir sekilde aktarabilmektir diyip bitiriorum commentimi :)
“Babam şehir dışında çok çalışıyor”dan; The Strokes – On The Other Side’a geçmenin süpersonik mutluluğu içerisindeyim. Tarifsiz…
jo, yerim seni! cidden bak. simdiden ozledim hem.
ve antepian. adeta daldan dala atlayan bir kisiligim var evet.
hayır hayır… ceynur-yağmur çok ironik nan…
ironisi nerden?
hayır hayır sondaki “ur” değil yeaa. şarkıyı bana ilk dinleten kimseden ötürü.=)