Kahkahalar Ülkesi

rencide ruhlar.

bazen bir plağza insanı olmak beni çok yoruyor.

şimdi sanırım. çok sevgili müdürlerimin yokluğunda.

gidip kendime bir filtre kahve, bir de sigara ısmarlayacağım.

sonra da oturup hayatın anlamını sorgulayacağım.

bir de hasta gibiyim. yazık bana..

hayat çok zor lan!

(yazının müziği)

fare.

starwars-mice-08

25 yaşındayım -evet hala- ve 12 yaşımdan beri aktif olarak bilgisayar kullanıyorum (aktif deyince de garip oldu lan).

bugun bu 13 yıllık bilgisayar hayatımda bir dönüm noktasındayım ve sizle paylaşmak istedim bu anı.

mouse u artik sol elimle kullanmaya karar verdim.

oyle iste.

twentysomething.

oturdum. eski yazilarimi ve yorumlarimi okudum. yazmak istegiyle doldu icim. yazmakla birlikte otomatik olarak sigara da istedim. beyi yolladim salona. kos bi sigara kap diye. gitti, gelmedi. neyse  geldi simdi. lucky strike guzel sigara he.

okurken, prw, maksat icimde kalmasin, cuzzamli ve hatta jacki ozledim.

lan evlendirdik, ayni yastiga bas koydurduk, hala mi ozluon diyeni doverim. cunku evlendik adam aile babasi oldu. karpuz kesiyor evde. cop atiyor. bahceylen ugrasiyor. bi de kedimiz var canavar. ona durmadan bagiriyor. ben jack i ozledim. anlasilmasi zor yazilar yazan, yorumlarini bekledigim, neden yazima yorum yapmiosun diye tripler attigim jacki.

sonra tabi bengisu var. ah. yazilari.. yorumlari. muhabbeti. adam buldu manitayi, ardindan atti kapagi eskisehire, unuttu bizi.

peki ya prw ? acaba paralel evrenler birlesti de birimiz ortadan yok mu olduk diye dusunuorum bazen.

ve cuzzamli. kendisiylen istanbulda bir kareoke barda sarki soyleme planlarimiz vardi oysa. kotu zamanlarda mutluluk veren capcanli sesi. citir halleri..

diger ozlediklerime gelince..

kokosh tabi. canim. ayni sehirde olsak ve hic kopmasak da, sanirim bloglarimiz uzerinden iletisim de cok guzeldi.

bir de hala sessizce takip ettiklerim, ama bu tek tarafli ileteşememişimin biraz canimi siktigi eliza ve zet var.

bu vesileyle hepinize hellö diyorum. daha cok buralarda olmak istiyorum su siralar.

goren de bir selam etsin.

operre!

ps: blogu okurken farkettim ki 1.5 yildir 25 yasindayim hehe

hardcore will never die but we will.

meraba.

yine yoktum uzun zamandir. son yazdigim zamandan bu yana, bir suru sehir gezdim yine. artik hatirlamiyorum da nereye gittim, naaptim. sonra evlendim. evimin kadini oldum, ama uzaktan evimin kadini. yerseniz. long distıns merriyıc.

onun disinda. huzurluyum. dunyanin en guzel evinde oturuyorum. dunyanin en tatli kocasi bana dustu. oooh. manti bile yapiyor. jack the last mantibender.

yine bir son donem klasigi olarak, bu yaziyi sizlere havalimanindan yaziyorum. adeta sigindigim bir liman kendisi.

bu 1.5 yil sonunda, istanbulu artik bolca sevmeye basladim. tabi bunun devasaaa bogaz manzarali evimizle cok yakindan ilgisi var, ama havasi ve trafigi artik daha az bunaltiyor beni.

dugunum oldu. gelin oldum. benden olmaz saniyordum ama oldu iste. haha gittigim en guzel dugundu. cok da hatirlamiyorum gerci. cok sarhostum. aciip eglendim.

en son hayal meyal sahnede evli mutlu cocuklu soyledigimi (???), martin 5inde o soguk havada terasta sadece gelinligimle yere oturup sek rakilari shot yaptigimi veee daha once hiic duymadiğima neredeyse emin oldugum bir sarkinin sozlerini ezberimden soyleyerek bolum mudurumle karsilikli gobek attigimi hatirliyorum.

bir de, nikah ve ilk dans aninda heyecandan olecek sandim. o kadar. gecti ve gitti. simdi 6 haftadir evli bir kadınım.

sonra bir de balayi var tabi. mukemmel bir otelde, surekli ye, ic, yat ve masaj yaptir seklinde gecirdigim 5 gunden sonra, hala adapte olamadim is hayatina. calisirken surekli canim mohito ya da long aylınd ays tii istiyor. evde de bir acik bufe olsa diye dusunup duruyorum. ama hayat iste. acimasiz gercekler.

butun yatirimimizi da, eve bir oyun ve eglence merkezi kurmak adina harcamayi dusunur bi halimiz var. gelsin playstation 3ler, gitar hiro bendler, notebooklar bir suru kitaplar vs. degmeyin keyfimize yani.

bugun yola cikacagim hic umrumda olmadan, canta bile hazirlamadan henuz, dun gece, sabah 4e kadar guitar hero oynadim. ve uzun suredir gecirdigim en keyifli cumartesi gecesiydi. bey benimle taksimde bara mi gitmio ? amaaan bosver, ben evde hem icer hem de kendi muzigimi kendim yaparim modundaydim.

uzun uzun anlattim. amacim sizi kiskandirmak degil aslinda. sadece, yokum ya burda. ve buradayken boyle donem donem cok motivasyonsuz, kendimi cok kotu hissederek yazdigim seyler var ya. artik onlarin hicbiri yok hayatimda.

daha garip triplere bagladim gerci. bunu itiraf etmek cok komik ve cok salak oldugumu dusuneceksiniz belki ama kendimi dusunsel olarak sokak hayvanlarina adadim. onlari dusunup agladigim geceler oluyor. hicbir aksiyonda bulunmamam ve onlari bu kadar dusunurken anneme bir kopek ciftliginden para vererek kopek almam ve bizim de eve bir blue russian cinsi kedi alacak olmamiz gercegini bir kenara birakirsak (boyle yazinca da iice igrendim kendimden) gercekten de cok uzuluyorum ve bir seyler yapamamak beni cok sinirlendiriyor.

yazasim cok var. ama ucagim kalkacak az sonra. toparlanmam gerek hafiften. bir de cok heyecanliyim. hakan gunday’in yeni kitabina baslayacagim ucakta. daha baslamadan hic bitmesin isteyerek okumak ve kendimden gecmek istiyorum..

gorusmek umidiylen. hepinizi ozledim lan!

wtf!

capitalism

bugun. izmirde bir banka subesinde. mudurun odasindaydim. yanimizda da, 80 kusur yasinda bir teyze. subenin en iyi musterilerinden. benim degil 80, 160 yil yasasam biriktiremeyecegim kadar parasi var.

birden, parasi bok teyze, yanindaki posetten pelerin gibi bir orgu ceket cikardi, onu sube mudurune giydirdi, kalkti ayaga, sube muduruyle gobek atmaya basladi.

birden zaman durdu o odada. 3 haftadi cok karizmatik bir mudur oldugunu dusundugum kadin bana bos gozlerle bakti. ben butun dunyaya bos gozlerle baktim. ve dusundum.

benden olmaz dedim. ben hicbir gun. o kadar parasi var diye, kimsenin karsisinda gobek atamam.

napiyorum dedim sonra. kendim olmaktan ne kadar da uzagim. ustumde siyah bir takim. onun icinde aaah. boyle minik gulleri olan beyaz bir bluz. ayagimda, ayagimi resmen siken topuklu ayakkabilarim. ben makyaj yapmayi sevmem ki. ben uzun saci kendime hic yakistirmam. kahkullerim nerde benim. neden kendimden bu kadar uzagim bir yildan uzun suredir.

sonra gecti. teyzenin elini optum, bana hediye ettigi sali boynuma taktim, gereken imzalari aldim. masama dondum.

sonra gecti iste. is dedim. hayat dedim. kariyer dedim.

ben bugun, kendimi once hatirlayip, sonra yeniden kaybettim.

ve izmir bitti. ve yine havalimaninda, ucagimi beklerken, bu kadar ayik olmak hosuma gitmedi ve birami yudumluyorum.

lanet olsun.