weekdays.
kim konusmus: missipisi

geçen hafta gebzede çalıştım. penguenlerle bile işe gidebilmek çok güzeldi. bu arada, belki soran olur diye, kazak topshop, pantolon mango, botlar ugege

gebzede çalışmanın bir başka güzel yanı da, dilediğin kadar starbucks. binanın içinde starbucks var. hayat bana güzeldi geçen hafta. bu hafta yine. plağza insanlığına dönüş yaptım. takımımın içine kedili kazak giymenin mutluluğu dışında, hava kadar bunaltıcıyım en az. belki yine soran olur. gözlüklerim persol. ve memnun ötesiyim.

şu sıralar evimizdeki tek mutlu kedicik bu. bazen çok istiyorum. bu kedi ben olaydım. manzaraya karşı. kalorifer peteğinin üstünde. gözlerim kapalı. uyusaydım böyle bir güzel..

evi de en çok yağmur yağınca seviyorum. genel olarak yağmuru çok seviyorum zaten. huzur kaplıyor içimi. azcık hüzünlü olsa da güzel be yağmur. bu sıralar annem camdaki su damlalarına taktı genel olarak. ben de bu fotoğrafı ona gönderirim die çektim.

bu salak da evimizin mutsuz kedisi. kendisi kocasızlıktan düz duvara tırmanıyor son zamanlarda. yemeden içmeden de kesildi. ne kendisi uyuyor ne de bizi uyutuyor. az kaldı sokağa atcam 3 günlüğüne. erkeğe doysun diye. ama işte. hayatımda ilk kez cins bir kedim var. onun çocukları bari güzel olsun. piç doğmasın yavrucaklar diye tutuyorum kendimi. kısırlaştırsam mı acaba diye de düşünmeden edemiyorum. ancak işte yine de bir kez doğursun istiyorum.. bilemiyoruz kısacası. sadece jack bey ilen kafayı yicez az kaldı.
bu da böyle bir blog yazısı oldu. çok özeniyorum moda blogu olanlara ve tumblr’lara şu sıralar. ondandır bu post. öyle işte.