without your love you’re tearing me apart.
kim konusmus: fakeangel
bir insani tanimak icin tam anlamiyla. kac yil gerekir ? ben bugun, 4 yilin yeterli olmadigini fark ettim. her gun yeni seyler ogrendigimi. bir soru geldi. durdum oyle. verebilecek cevabim yok gibiydi. cok sey hissediyordum ama. soylediklerim hep yarim kaldi.
bu arada seninle fotograf çekilmekten baska daha fazla zaman ayırmamız gerektiğini düşünüyorum.
kendi iç dünyamda son zamanlarda sana kafa yormaya başladım.
neden mi ?
örneğin fotograflarda jack i içeren fotografn olması.
ona ithaf ettiğin laflar.
onunla gezip dolaşıp pamuklu şeker alabiliyor olman. bişiyler paylaşabiliyor olman.
onu başka karılara açabilmen.
tuhaf ve ilgi çekici.
bende sırlarını öğrenmke isiyorum.
fake:
degisik biraz evet.
yani disaridan bakilinca nasil gozukuyor bilmiyorum ama
benim hissettigim cok kocaman bir sevgi var. kendimden cok bagimsiz bir sevgi bu
insan olarak cok seviyorum onu. baska tum duygulardan arinmis olarak. sanirim birini boyle sevdigin zaman boyle oluyorsun
yani kendi egolarina alet etmeden onu anlayabiliyor ve mutlu olmasini istiyorsun
vitrindeki manken:
tuhaf değil mi.
yani
dısardan bakınca tuhaf görünüyor.
tuhaftan kastım
asla kötü bi anlama cıkmıyor.
değişik hatta hosumaada giden bişeyi var.
öyle sevebilmek her zaman istediğim öyle kalmak istdiğim bi yanım var.
fake:
ben jackle sunu ogrenmistim misal. bir insanin gercekten sevgilin olabilmesi icin once o insanin gercekten arkadasin olmasi lazim
bugun. once king oynadik. sonra davul ve perkusyon caldik birlikte. ben fotograf cektim. yavas yavas isiniyor fotograf cekmeme. cok zorluyorum ve karsiligini almaya basladim. bugun bir kac fotografina o da oha dedi. 4 yildir hayatimda olan bir insan var ve 4 yildir makine elimde. hep kandiriyorum. 1 fotografini cekim miii ? diye sirin olmaya calisiyorum. okeyi alinca, basiyorum deklansore. durdurabilene askolsun. nikon’un sesi yatistiriyor bence onu. yine de, bir sure sonra sikiliyor.
vitrindeki manken:
hım.
yanlıs anlama irdelemek için sormadım ha .
yani tuhafıma gitti böyle herşey.
benim takıldıgım şey zaten ahmet ayşe fatma değil.
jackle böyle kalabilmen .
beni aydınlat
fake:
biliyorum bebeyim. ben zaten sadece aciklamak icin anlatiorum
jack ozunde cok tepkisiz bir insan. bilmiyorum sen hic tanidin mi oyle birini ama. oyun hamuru gibi. sen hangi sekli verirsen o sekli almaya hazir.
kirilmadigi ve kotu hissetmedigi surece de kendini geri cekmiyor. bir de cekemedi de kirilsa bile. cunku 4 yilimiz birlikte gecti. biz de karsi koymak yerine, bir seylerin bittigini bilsek bile, mutlu hissediyoruz madem birlikte olmaktan, o zaman birlikte olalim, yine yakin olalim dedik.
bugun aksam. daha once hic yapmadigimiz bir seyi yapip, bir 22 kasim aksaminda yemege gittik. yemek dedigim kebap tabi ki. buradaki favori mekanimiz. dunyada her yol parise cikarken, adanada her yol eyvana cikiyor bizim icin. masaya serdikleri kagittan bir parca koparip, garsondan kalemini istiyor ve yaziyoruz. en guzel ve en kotu 4 an.
jack in favori 4lusu su sekilde oluyor:
1- s.ler
2- asker – ankara
3- yazlik – with friends
4- 12 gun ankara
en kotu 4 an da soyle siralaniyor:
1- tuvalete kilitleme
2- sarhosken ayrilik
3- askerden sonraki ilk hafta
4- ayrilik + olimpos.
yemegini benden once bitiriyor. cunku ben bir yandan yazi yaziyorum. yoksa feci kapisirdik. acik ayranin tadinin kapaliya ne kadar benzedigi uzerine tartisiyoruz. ben yine her zamanki gibi bir yandan diger masalari dinliyorum. ilgimi ceken bir sey var mi diye. yok. bu aksam is cikmayacak bana. fark ediyorum. kebabi bitmis ama tadi damaginda kalmis. o anda agzini aciyor “cok guzeldi ya.” yiyecek hemen her seyi benden cok seviyor. pamuklu sekeri benden daha tatli buluyor. kebapla kendimi kiyaslamaya olesiye korkuyorum. 4 yil gecti hala soramadim dusunun. kebap mi ben mi ? diye. ustelik kebap dirdir etmiyor. her acidan benden ustun.
benim favori 4lum su sekilde oluyor:
1- okuldaki ilk opusmemiz
2- s.lerde birlikte ilk uyku
3- olimposa ilk yolculuk
4- yazlikta sahil + gece
en kotu 4 an da soyle siralaniyor:
1- olimpostaki telefon konusmamiz
2- “sana artik asik degilim”
3- sacimi cektigi zaman
4- birce
sabah 9dan beri birlikteyiz. 10 saat olmus. ne kadar da stresliydim. ne diyordu. stresin seni ele gecirmesine izin veriyorsun. direnmiyorsun. evet. oyleydim. yogun trafikte en sevdigim aktivite olan, kufur gelistirmeyi gerceklestiriyordum. ben kufrettikce, o guluyordu. bilmiyordu ki, o guldukce, ben sakinlesiyordum. hep boyle olmustu. ve aksam. onu eve birakirken. stres tamamen terk etmisti beni. bacaklarim buz gibiydi. elleriyse sicacik.
son bir haftada, bu kadar huzur bana fazlaydi.
bitmesindi.
bir insani tanimak icin tam anlamiyla. kac yil gerekir ? ben bugun, 4 yilin yeterli olmadigini fark ettim. her gun yeni seyler ogrendigimi. bir soru geldi. durdum oyle. verebilecek cevabim yok gibiydi. cok sey hissediyordum ama. soylediklerim hep yarim kaldi.
vitrindeki manken:
anladım .
aslında anlamadım.
anladım da anlayıp yapamayacagım şekilde tuhaf.
enteresan. bunu bi gün masaya yatıralim mi yani isimleri değil yaşananları.
güzel olur.
hoş olur.
fake:
olur tabiki de
ne demisler?
orda konuş diye emir vermesende ben bu yazının üstüne konuşurum zaten.
evet belki de güzel bi blog yazısı yazmana gerek olan ilham bendeymiş bugünlük :)
tutuldum kaldım okurken ne diyeceğimide bilmez haldeyim. oldukça beğendim.
amma ve lakin ben bu kadar sevgi doluluğa akıl sır ediremicem gibi senle konuştugumuz zaman bile! yani hayatımda hep olmak istediğim ama hiç bi zaman olmayı başaramadığım bi yerdesin bu konuda :)
takdirlerimi sunarken ,demişim ya “anladım da anlamadım” diye. onu bi açığa kavuşturacak günü bulalım !
xoxo gossip girl . hahahahahahahahahaahahahaahaha
you know you love me bebeyim ahahaha :)
-boyle derin duygusal yazilarin sonuna bile bu kadar bos yorumlar yapabilitemize hastayim ayrica-
yorumu geçtim ben böyle derin duygular içerirken bile boş yazılar yazabiliyorum! bnm kide bi meziyet! :D
Tüm yazıyı okudum peki aklımda, yazıdan geriye ne kaldı? Kebap kaldı tabi ki. Havuzun da hep sığ olan tarafında yüzerim zaten ben.
Hatta ve de hatta üşenmedim araştırdım: http://www.eyvankebap.com
ahah antepian :)
ne kadar desteklesem de bir yandan kıskanıyorum kardeşim aaa!
:) yerim seni. 2 gun sonra burdasin hiho
Buna benzer bir şey ben de yaşamıştım ki hala hayatımda, alırım haberini görüşürüz vs.
Hani o ilk ” aşık değilim ” artık durumunu farketmek çok acı veriyor insana. Nasıl olamam yahu.. İşte bir süre sonra o kadar canın oluyor ki ailene duyduğun sevgiden ayıramıyorsun. Belki de daha büyük bir sevgi.
Ama şu var.. Güvenebileceğim o kadar az insan var ki çevremde. Geçmişte kalmış bir üniversite arkadaşı bile sayamıyorum. Arkanı yaslayıp sonsuz güvenle uykuya dalabileceğin ya da her kötü anında sorgusuz sualsiz belki kavga etmiş olsanız bile yanına koşacağını bildiğin insan. bence en huzur vereni bu.
Ama aşkın bitmesi acıtıyor. Farkında olmadan veya seneler için yıpratarak. Bir bakmışsın aynı yerde durup aynı yöne baksanız bile aynı şeyleri hissetmiyorsun.
Zor bi dönem olsa da ve içten içe üzüldüğün.. yine de onunla mutlusun.
Güzel bence..
Ayrıca Eyvan dedin aklımı aldın. Annemler geldi baryamda İstanbul’a. kavurmayla yetindim. üüü.